Nurgül 的个人资料Nur^^Gül'e aşık^^照片日志列表更多 工具 帮助

Nur^^Gül'e aşık^^

Yalancı dünyâya aldanma yâ hû,Bu dernek dağılır dîvân eğlenmez.İki kapılı bir virânedir bu,Bunda konan göçer, konuk eğlenmez

Windows Media Player

2009/11/24

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN
 

 
--------------------------------------------------------------------------------


Kan akıtmanın dindeki yerinden hayvan kesme yöntemlerine kadar birçok konunun yer aldığı çalışma, pratik bilgiler içeriyor. Din âlimleri, bütün ibadetlerde olduğu gibi kurbanda da Allah rızasının önde tutulması gerektiğini vurguluyor. Hz. Peygamber Efendimiz, kurban etinin üçe taksim edilip, bir bölümünün yoksullara dağıtılmasını, bir bölümünün akraba, tanıdık ve komşularla paylaşılmasını, bir bölümünün de evde bırakılmasını tavsiye ediyor. Ailenin maddi durumuna göre etin tamamı da hane halkına bırakılabilir veya kurbanın tümü ihtiyaç sahiplerine dağıtılabilir.

-----------------------------------------------------

Kurban, mümini Allah’a yaklaştırır

Kurban Bayramı, Hz. İbrahim ve İsmail’den günümüze kadar, hep bir kahramanlık, fedakarlık, hasbîlik ve teslimiyet sembolü olagelmiştir. Kurban Bayramı, tıpkı orduların savaşa gidişi gibi gürül gürül tekbirlerle gelir ve bir velvele olur, her yanda yankılanır. Onda hem bir mûsiki ve şiir hem de muharebelerin bin tarraka ile gürleyen hakkı ilan sesleri iç içedir.

Kur’an-ı Kerim’de ’Kesilen kurbanların ne eti, ne de derisi Allah’a (cc) ulaşır. Yaradan’a ulaşan sizin takvanızdır.’ denilmektedir. Bu lütfun gerçekleşebilmesi için kesilen kurban Allah rızası için kesilmeli, etleri ise yine Allah (cc) rızası için fakir fukaraya dağıtılmalıdır. İbadetler hikmetlerinden veya getirdiği faydalardan ziyade Allah emrettiği için yapılır. Ama onların hikmetlerini ve güzelliklerini bilmek bizim kulluğumuzun bir gereği ve Allah’ın nimetlerini yâd etmek için birer vesiledir. Kurban kesmenin de Allah’ın bir emri olması hasebiyle sayısız hikmetlerinin olduğunda şüphe yoktur. Kurban kesmek, öncelikle peygamberlerin babası Hz. İbrahim’in, oğluna bedel olarak Allah’ın gönderdiği koçu kesmesi hadisesini bizlere hatırlatıyor. Hayat nimetine şükrün bir ifadesi olarak kurbanı kesiyoruz. Ayrıca ahirete bir hazırlık olması, günahlarımızın affı ve kabirle başlayan yeni bir hayat yolunda kurbanın bizi manevi bir burak gibi alıp selamete ulaştıracağını da verilen müjdeler ışığında Rabb’imizden umuyoruz. Hac Sûresi’nde (22/34) ifade edildiği gibi kurban kesmekten asıl maksat Allah’ın hatırlanması, zikredilmesidir. Zira bizim varlık gayemiz Allah’ı bilme, tanıma ve O’na yaklaşmadan ibarettir. Burada Allah’a yaklaşma ameliyesi adeta bir bayram olarak ilan edilmiştir. Kurban kesmenin, insan olarak hepimizin mutlaka almak zorunda olduğu gıdalarla da yakından alakası vardır. Din, hayatımızın her safhasını kuşatıyorsa, bizim bu yönümüze de hitap etmeli değil midir? Etin, insan için zaruri gıdalardan olduğunda şüphe yok. Ama bu gıdanın herkes tarafından rahatlıkla temin edildiğini söyleyemeyiz. Nafile olarak başka zamanlarda kesilen kurbanların dışında, Kurban Bayramı’nda da Müslümanlar, kestikleri bu hayvanlarla et yemekten mahrum bulunan önemli büyük bir kitleyi bu nimetten istifade ettirmektedir. Mükremin Albayrak, İstanbul

-----------------------------------------------------


KURBANLIK ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Kurban; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Kurban olabilmesi için, hayvanın süt dişlerini değiştirmiş olması gerekir. Hayvanın, sağlıklı, azaları tam ve besili olması ibadetin sıhhati için şarttır.

- Bir ya da iki gözü kör olan havyanlar kurban edilemez.

- Kulağı ve boynuzunun üçte biri gitmemiş olmalı, burnu kesik olmamalı.

- Kuyruğunun üçte biri gitmemiş ve ağır hasta olmamalı

- Kesim yerine yürüyerek gidemeyecek derecede aksak olmamalı.

- Dişlerinin yarıdan fazlası düşmüş olmamalı, dilinin büyük bölümü
yerinde olmalı.

- Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş olan hayvan kurban edilemez.

-----------------------------------------------------

KURBANLIK SIĞIRIN YATIRILMASI

Yaklaşık 8 metre uzunluğunda kalın bir ip önce boynuzlardan sıkıca bağlanarak boyuna geçirilir.

Ardından ip hayvanın ön ayakların koltuk altından sırtına doğru dolanarak bağlanır.

İp sol tarafından arka kısma devam ettirerek karın ve arka ayak arasından sırta doğru dolandırılır.



Sırt kısmından uzanan iple 2 kişi kurbanı geriye çekerken önde 1 kişi kurbanın başını tutar.

Kurbanın yüzü kıbleye çevirilip ön ve arka ayaklar birbirine bağlanır. Kesim tamamlandıktan sonra hayvanın içindeki kanın daha güzel boşalması için ayaklardan biri (sol akra tercih edilmeli) serbest bırakılmalı. Küçükbaş hayvanlarda bir ayak bağlanmayabilir.

-----------------------------------------------------

Kesim için yapılacak dua:

Kesimden önce "Allahümme hâzâ minke ve leke, inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn. Allahümme tekabbel minna. Amin." denerek okunup kesim başladığında Çevreden bulunanlarla birlikte teşrik tekbiri getirilir "Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ ilâhe illâllâhu vallâhu Ekber, Allahu Ekber ve lillâhi’l-Hamd"

Kesim: Kesen kişi "Bismillahi Allahü Ekber" dedikten sonra beklemeden kurbanın boyun kısmında 3 damarı birden kesmeli.

Yön: Kurbanlık hayvan başı ve ayakları kıbleye döndürülmeli. Kesen kişinin de kıbleye yönelmesi sünnettir.

Vekalet: Kurbanın sahibi kesmeyi bilmiyor ise kesebilecek başka birini vekil tayin ederek kestirebilir. Bunun için (Allah rızâsı için bayram kurbanımı kesmeye seni vekil ettim) demesi ve kalben de niyet etmesi lâzımdır.

Kanın akması için derinliği ve genişliği yarım metre olan bir kuyu açılmalı. İş bitiminde kapatılmalı.

-----------------------------------------------------

Hemen buzdolabına kaldırmayın

Kurban etleri, parçalar halinde temiz kaplara konulmalı ve önce güneş görmeyen serin bir yerde (14 C’nin altında) hava alması sağlanarak (5-6 saati geçmemeli) bekletilmeli. Daha sonra buzdolabına kaldırılmalıdır. Kurbanlık etler henüz kesim sıcaklığında iken buzdolabına poşet içinde veya hava alamayacak bir durumda büyük parçalar halinde üst üste konulursa, iç kısımları soğumadığı için çok kısa sürede (2.gün) bozulma ve kokuşma hatta yeşillenme görülür. Böyle kısımlar kesinlikle tüketilmemeli, atılmalıdır.

-----------------------------------------------------

KESİM İÇİN GEREKLİ BIÇAK SETİ

Büyük bıçak: Kesim için
Orta bıçak: Deri yüzmek için
Satır: Kemik kırmak için
Masat, Bleyi taşı


-----------------------------------------------------

NERESİNDEN NE YAPILIR?

ANTREKOT: Biftek, rozbif (Izgara, tava)

BONFİLE: Biftek, turnado, şatobiryan, sulu ve sote yemekler, roti, şiş (Izgara, tava, sote usulü, fırında)

SOKUM: Roti, rozbif, tencere yemekleri, kebap, biftek, (Izgara, breze ve roti usulü, haşlama, tava)

GERDAN: Kıyma, tencere yemekleri, kavurma (Haşlama, sote usulü)
DÖŞ VE BOŞLUK: Kıyma, tencere yemekleri (Haşlama)

KONTRNUA: Rosto, soslu yemek, kebap, tencere yemekleri (Haşlama, breze usulü, fırında)

İNCİK: Osobuko, salçalı ve sulu yemekler, kıyma (Haşlama, breze usulü, fırında)

Eti paylaştırırken yoksulları unutmayın

Hz. Peygamber, kurban etinin üçe taksim edilip, bir bölümünün kurban kesmeyen yoksullara dağıtılmasını, bir bölümünün akraba, tanıdık ve komşularla paylaşılmasını, birinin de evde bırakılmasını tavsiye etmiştir. Ailenin durumuna göre etin tamamı da evde bırakılabilir. Ancak, toplumda muhtaçların arttığı dönemde kurban etinin çoğu hatta tamamı dağıtılabilir.

Deri temizlenip sonra da çok iyi tuzlanmalı

Kurban derisinin yüzümü ve muhafazası çok önemlidir. Soyum esnasında deriye zarar verilmemelidir. Deride meydana gelecek her bıçak yarası, değerini azaltacak, belki de kullanılamaz hale getirerek ekonomik zararlara yol açacaktır. Deriler 4-6 saat içinde mutlaka tuzlanmalı ve değerlendirileceği zamana kadar serin bir yerde muhafaza edilmelidir. Derinin bekletilmeden verileceği yere ulaştırılması en iyisidir. Et ve yağ kalıntılarının bulunması durumunda bu kalıntılar deriye zarar verilmeden kazınmalı, bunu takiben hemen soğutulmalı ve tuzlanmalıdır.

Deri, Allah rızası için tasadduk edilmeli

Kurban kesen kimse etinden hem kendi yer, hem de başkasına yedirir. Kurbanın derisi ihtiyaç varsa evde kullanılır, yoksa tasadduk edilir. Menfaat karşılığı verilmez. Allah rızası için kesilen kurbanın derisini O’nun razı olacağı şahıs veya müesseselere vermek güzeldir.

Kurban bayramının önemi .

Kurban, yakınlık ve yaklaşma anlamlarına gelmektedir İslam dininde; Allah'ın emrine uyarak ibadet etmek ve sevap kazanmak amacıyla, Allah'a yakınlaşma aracı olarak kesilen hayvana kurban ismi verilmektedir Kurban, mali yeterliliği yerinde olan Müslümanların yaptığı ibadetlerdendir Bu görev, Hak yolunda Allah istediğinde, onun emrine uymanın bir ölçüsü olarak yerine getirilmektedir
Kurban kesmenin meşruiyeti; Kur’an, Hadis ve İcma-ı Ümmet ile sabittir İmam-ı Azam Ebû Hanife (RA) ile İmam-ı Muhammed (RA) göre de; Kurban kesmek, hür, zengin ve seferi halde bulunmayan her mü'min üzerine vaciptir Kur’anı Kerimde; “Biz sana Kevser’i verdik Onun için Rabbine kulluk et ve kurban kes! Gerçekten ebter olan şüphesiz seni kötüleyendir” (1) buyrulmaktadır Yine ; “Biz her ümmete kurban ibadeti koyduk ki Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları keserken Allah'ın adını ansınlar Şunu unutmayın ki hepinizin ilahı bir tek İlahtır Öyleyse yalnız O'na teslim olun Sen ey Resulüm! O alçak gönüllü, samimi ve ihlâslı olanları müjdele!” (2) şeklinde emredilmektedir

Kurban kesmenin meşruiyeti; din, ahlak, toplum ve sosyal yararları bakımından bir takım ihtiyaç ve ibretlere dayanmaktadır Kurban kesmek, İslam’a ait insani ve sosyal bir fedakarlık olup, bu ibadet ile toplumsal kaynaşma, dayanışma ve yardımlaşma tesis edilmektedir Bu sebeptendir ki Ülkemiz kamuoyunda yer alan tartışmalarda anlatılan “kurban kesmek bir hayvan katliamıdır” şeklinde yapılan yorum ve eleştirilere katılmak mümkün değildir İslam’a ait inanç, ibadet ve diğer hususlardaki konular kamuoyuna taşınırken ve tartışılırken, gerekli özen ve hassasiyet gösterilmelidir

Dini mevzularda magazinsel boyutun ötesine geçilmeli, her hususta olması gerektiği gibi kurban konusu da işin ruhuna uygun samimi insanlarla tartışılmalı, görüntü ve gürültü kirliliği açısından halkın duyguları ve inançlarıyla oynanarak samimi insanlar incitilmemelidir Peygamber Efendimiz (SAV) ; "Kurbanlarınızı gönül hoşluğu ile kesin! Çünkü hiç bir müslüman yoktur ki, kurbanını kıbleye döndürüp kessin de, bunun kanı, boynuzu, yünü, her şeyi kıyâmette kendi mîzânına konan sevâbı olmasın!" (Deylemî) buyurmuşlardır

Rasulullah (SAV) Efendimiz bir başka Hadis-i Şeriflerinde: "Yâ Fâtıma, kurbanının yanına git! Kesilirken orada bulun! Yere akacak ilk kan damlası ile, geçmiş günâhların affedilir" (İbni Hibbân) Diğer bir Hadisi Şerifte ise; “İnsanoğlu Allah nezdinde, kurban gününde kurban kesmekten daha sevgili bir iş işlememiştir O kurban; kıyamet gününde boynuzları, postu ve tırnakları ile gelir Kurban kanının Allah nezdinde büyük itibarı vardır Kan akıp yere düşmeden kurban kabul olur Kurbanı temiz ve hâlis bir kalp ile Allah'a takdim edin” (Tirmizî) buyurmak suretiyle kurban kesmenin önemine dikkat çekmişlerdir

Kurban kesilirken; “Benim namazım, ibadetlerim, yaşayışım ve ölümüm alemlerin Rabbı Allah içindir ki, Onun ortağı yoktur” (3) anlamına gelen ayeti kerime okunmaktadır

Kurban bayramında kesilen hayvanlarla ilk bakışta hayvan kesiminde bir artış oluyor gibi gözükse bile, durum bundan tamamen farklıdır Çünkü, kurban bayramı ile birlikte kasaplar tatile çıkmaktadır Herkesin evine et girmesi nedeniyle tüketim gerçekleşene kadar yeni hayvan ve ete ihtiyaç duyulmayacağından, bir süre hayvan kesimleri durmuş olmaktadır
Bir başka boyuttan sorgulanacak olursa, bu eleştirileri yapan kimseler acaba bir yıl boyunca hiç evlerinde et yemiyorlar mı? Ya da ihtiyaç sahiplerini tespit ederek, kaç defa onların evlerine et alıp götürmektedirler? Kesilen kurbanların etleri heba mı edilmektedir ki bu tür tepkiler verilmektedir ? Elbette ki kâinatın ve tabi ki hayvanların da yaratıcısı olan Allah (CC) bizden daha merhametlidir !

Bu tür itirazlarda bulunanlar, tükettiği yemeklerde et türü gıdalarla beslenmiyorlar mı, hayvanların diğer yan ürünlerinden elbise, ayakkabı vs şekillerde yararlanmıyorlar mı acaba? Kurbana itiraz etmek, bu sosyal boyutlu gerçekleri görmezden gelmek demek olmuyor mu? Bu şekil yaklaşımlarda art niyet yok ise şayet, bir ön yargı yada çifte standartlı tutum veya cehalet olduğu muhakkaktır
Kendi zevkleri için yeryüzünde her gün, binlerce hayvanın kesilmesini çok görmeyenler, yılda bir kez Allah rızası için bir miktar hayvanın muhtaçların yararlanması ve bizzat Allah emrettiği için Kurban adı altında kesilmesini çok görmeleri, doğrusu düşündürücü bir durumdur Bazı ülkelerde düzenlenen festivallerde ve boğa güreşlerindeki hayvan katliamına eğlence ve spor gözü ile bakılmaktadır Yılbaşı gecelerinde Noel kutlamak adına hindiler ve çam ağaçları kesilirken benzer tartışma ve eleştirileri kamuoyunda ne yazık ki göremiyoruz ! Eğer birazcık düşünecek olursak, bunun değerlendirmesini her akıl ve vicdan sahibi rahatlıkla yapabilecektir
Rasulullah (SAV) şöyle buyuruyor: “Kimin imkânı olup da kurban kesmezse yanımıza, namazgâhımıza asla yaklaşmasın” (İbn-i Mace)
"Kesilen kurban, Kıyâmette, etiyle, kanıyla 70 kat büyüyerek mîzâna konur" (İsfehânî)
" Kurbanlarınız, semiz olsun Onlar, Sırâtta bineklerinizdir" (Zâd-ül mukvîn)
Kuranı Kerimde ise Allah Teâlâ (CC): “Ve fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik” (4)

“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır” (5) buyrulmaktadır
Bu nedenlerle, kurbanın kanından rahatsızlık duymaya gerek yoktur Vatanlara saldırı yapılırken, mâbedler yıkılırken, kadınlara tecavüz edilirken, namuslar çiğnenirken, ülkelerin kaynakları sömürülürken, çocuklar kurşunlanırken; çevre, kültür, sanat, ahlak, tarih, ilim, vs gibi değerler kural tanımaz bir şekilde tek tek yıkılırken, işte bütün bunlara karşı tepki duyabilmeyi öğrenebilmek gerekmektedir Dünyada asıl kurban edilen insanlıktır İnsani değerlerdir
İstiklal Marşı şairinin ifadesinde tanımını bulan; “medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar” diye belirttiği sömürgecilerce, kutsal bildiğimiz değerlerimiz kurban edilmektedir Bu tecavüzler karşısında, şartlar oluştuğunda ve gerektiğinde yani kan akıtabilmenin meşru görüldüğü zamanlar için, Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale Savaşlarında oluğu gibi, Allah’ ın emri olarak bir bakıma; merhamet adına, merhametsiz olabilmenin antremanı ve uygulama pratiğidir, kurban kesmek !
Bir ibadet olmasının yanısıra; gerçek anlamda kurban ruhunu yakalamak, dini, sosyal, manevi ve duygusal açılardan her yönüyle kurbanı idrak etmek ve kurbandan beklenen istifadelerin gerçekleşmesi dileğiyle, kurbanlarınız kabul ve makbul olsun
Allah yâr ve yardımcınız olsun

2009/11/6

Konuşulan konu İster evli, ister bekar olun MUTLAKA okuyun ;)

 

Alıntı

İster evli, ister bekar olun MUTLAKA okuyun ;)
 
 
 
İster evli, ister bekar olun MUTLAKA okuyun ;)

Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu.

"Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti.

Alaycı bir ses tonuyla:

-Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu

-Hayır çikolata parası lazım!

Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. "Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor" diye düşündü

- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?

- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız.

Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.

 -Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?

 -Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.

-Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?

- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.

 -Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.

  -O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever

Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı. Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı.

Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu. Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı.

"Acabasöyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü

-Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?

Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başka bir şey çıkmadı.

- Ben dilenci değilim. Işim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım.Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.

Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.

-Oturun biraz dertleşelim bari, dedi. Adam çekingen çekingen oturdu yanına.

 -Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?

 -Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.
-Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?

-Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.

-Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.

-Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.

 -Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin

-Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.

 - Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz.Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun.Para mı acaba bizi mutsuz eden?

-Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim.Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.

 -Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor.Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?

 -Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.

-Sizin mutluluğunuzun sırrı bu mu ?

 -Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.

 -Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?

-Küçük kızı severek.

 -Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?

 -Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin.

-Nasıl yani ?

 -Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar.Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. Iltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?

 -Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar.Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur.

-Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun"demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.

-Işte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.

-Hiç kavga etmezmisiniz siz?

-Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.

-Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.

-Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma.Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar.Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar.Çok narindir onlar.Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.

 -Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum

-Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi.Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.

-Haklısın da bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.

-Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi.Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik.Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.

Adam ayağa kalktı.

-Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.

 Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.
-Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.

Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.
-Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.
Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu.

Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküpyıkadı., sonra eşinin önüne koydu.

 -Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.Inci hiç konuşmadı.
-Sorsana "niye" diye..

-Inci kızgın kızgın:

-Niye? Diye sordu.

 -Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. Inci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı.

 -Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.
 -Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu her zaman beklediğim istediğim bir şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım"

-Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü alamazsın.

-Özür dilerim seni kırdığım için.
Sonra Bülent yere diz çöktü.

 -Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu adamı senden mahrum etme.Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.

Inci kıkır kıkır gülmeye başladı

-Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.

Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü.Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR '' "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    
2009/10/30

İhlas suresinin fazileti .

İhlâs suresini [Kul hüvellahü ehad...] okumanın fazileti çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(İhlâs suresini okumak, Kur'an-ı kerimin üçte birini okumaya denktir.) [Buhari]

(On kere İhlâs okuyana Cennette bir köşk verilir.) [İ. Ahmed]

(Yatarken yüz kere İhlâs okuyan Cennete girer.) [Tirmizi]

(Sabah namazından sonra 11 kere İhlâs okuyana, Cennette bir köşk verilir.) [Haraiti]

(Sabah namazından sonra 12 kere İhlâs okuyan, Kur'an-ı kerimi dört defa hatmetmiş gibi sevaba kavuşur.) [Bezzar]

(Sabah akşam üç kere İhlâs ve Muavvizeteyni okumak, bela ve sıkıntılardan korur.) [Tirmizi]

(Evine girerken İhlâs okuyan yoksulluk görmez.) [T.Kurtubi]

(İhlâs okuyan Müslümana Cennet vacib olur.) [Nesai]

(Bir kimse, sefere çıkarken 11 kere İhlâs okusa, Allahü teâlâ, seferden dönünceye kadar onun evini muhafaza eder.) [İ. Neccar]

(Arefe günü, [Besmele ile] bin kere İhlâs okuyanın bütün günahları affolur ve her duası kabul olur.) [Ebu-ş-şeyh]

(Bin kere ihlâs okuyan kendini Allahü teâlâdan satın almış olur.) [Râfi’î]

(Cuma namazından sonra, yedi kere İhlâs ve Muavvizeteyn okuyan, bir hafta kazadan, beladan ve kötü işlerden korunur.) [İbni Sünni]

(Yatarken Fatiha ve İhlâs okuyan kimse, ölümden başka her şeyin zararından emin olur.) [İbni Abdilber]

(Üç şey kendisinde bulunan, Cennete dilediği kapıdan girer: Kul hakkını ödeyen, her namazdan sonra 11 defa ihlâs suresini okuyan, katilini affederek ölen.) [Berika]

(Cana, mala, ırza dokunmayıp, içkiden de sakınarak, İhlâs suresini yüz kere okuyan müslümanın elli yıllık günahı affolur.) [Beyheki]

(50 defa İhlâs suresini okuyan müslümanın 50 yıllık günahı affolur.) [Darimi]

(Yatarken Fatiha ve İhlâs okuyan, ölüm hariç her şeyden emin olur.) [Bezzar]

(Cuma namazından sonra yedişer defa İhlâs, Felak ve Nas surelerini okuyanı, Allah bir sonraki cumaya kadar kötülüklerden korur.) [İbni Sünni]
2009/9/18

Bayram tebriği

Ramazani şerif bütün Müslümanlara mübarek olsun.
2009/9/13

Kadir gecesi ve fazileti

Kadir Gecesi



 

Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazîleti, üstünlüğü (bin aydan daha fazîletli, kıymetli, hayırlı olduğu), bizzât Allahü teâlâ tarafından, Kadir sûresinde açıkça bildirilmiştir.Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır: 
 
 

"Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?  Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.  O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar."
(Kadir Suresi

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:

"Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."

"Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır."

Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :

-Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:

- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

"Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir."

Bu mübarek gecede dua sünnettir. O icabet vakitlerinden birisidir. Süfyan-ı Sevrî demiştir ki, o gece dua etmek, namaz kılmaktan daha sevaptır. Kur'ân okuyup da dua ederse güzel olur.

İbnü Hacer Heytemî Tuhfetü'l-Muhtâc'da der ki:

"Kadir gecesini görene, saklaması sünnettir. Onun kemâliyle faziletine ancak Allah Teâlâ'nın bildirdiği kimseler nail olur."

Geldi işte gidiyor 11 ayın sultanı bizden nasıl ayrılıyor acaba ?
 
2009/8/20

Ramazan geldi hoşgeldi ..

Cennetmekân Mahmud Es'ad COŞAN (Rh.A.) hocaefendimiz, peygamber efendimiz (s.a.v.)'den bir müjdeyi hatırlatıyorlar:

Ramazanın Ardından ve Şevval Oruçları

....
Ebû Eyyûb el-Ensârî RA Efendimiz'den rivâyet edilmiş ki: Peygamber SAS Efendimiz buyurdular ki: "Kim ramazanı tutarsa, sonra da ona Şevvalden altı eklerse, sanki sıyam-ı dehr gibi olur."

Şimdi biz ramazanı tuttuk, sizler tuttunuz, Allah kabul eylesin, Ramazan tamam... Ramazanı tuttuktan sonra, buna Şevvalden altı eklerse diyor. Şevval, Ramazandan sonraki ay... Şu anda bayram oldu, bayram Şevvalin ilk günleri... Ramazandan sonra gelen Arabî ayın adı Şevval... Bu ay içinde altı eklerse, yâni altı gün oruç tutarsa, ne olur? "Sanki bütün sene, bütün zamanı hep oruç tutmuş gibi olur." buyuruyor Peygamber Efendimiz.

Demek bu da bütün seneyi oruç tutmuş olmanın, sıyam-ı dehr gibi olmanın kestirme yolu... Öyle yapmıyor ama Ramazanı tutuyor, altı gün de Şevvalden tutuyor. Otuz gün Ramazan, altı gün de o, otuzaltı gün... Otuzaltının on misli ne olur? Üçyüzaltmış eder. Niye on misli diyorum? Çünkü Allah indinde, yapılan ibadetlerin, iyiliklerin mükâfatları en aşağı bire ondur.

"Yapılan iyiliğin mükâfatı en aşağı on mislidir." Daha fazla olabilir, daha fazla olabilir. Hesaba sığmayacak kadar da çoğa doğru gidebilir bu...

Demek ki, 36'ya bir 0 koyarsak on misli 360 ediyor. 360 da bir sene ediyor. Biliyorsunuz kamerî sene 354 gündür. Fazlasıyla tamamlıyor. Demek ki, İslâm'ın her emri tutarlı, nerden baksan tamam oluyor.

Bu hadis-i şeriften bizim anladığımız nedir, çıkaracağımız ders nedir?.. Bu bayram günleri geçtikten sonra biz yine niyetleneceğiz, altı gün daha oruç tutacağız.

"--Acaba bu altı gün orucu peş peşe mi tutalım, parça parça mı tutalım? Toptan mı tutalım, perakende mi tutalım?.." diyebilir dinleyen kardeşlerimden birileri.

Serbest... İsteyen Şevvalin bu altı gün orucunu peş peşe, toptan, hepsini bir arada tutar. İsteyen de meselâ pazartesi-perşembe, pazartesi-perşembe, pazartesi-perşembe olarak tutar. Ya da Arabî ayların, kamerî ayların ortası eyyam-ı biyz diyoruz, ayın ortasında 13-14-15'i var. Yâni mehtaplı gecelerin gündüzüne eyyam-ı biyz diyoruz; o günleri tutar. Böylece o sevabı öyle de alabilir.

Hangi sevabı alır?.. Hem şevvalin altı gün orucunu tutma sevabı alır; hem de eyyam-ı biyz orucu tutmak diye zaten sevaplı bir şey var, o günlerde oruç tutmak da sevap, onun sevabını alır. Ya da pazartesi-perşembe oruçlarını tutmak sevap, onun sevabını alır.

30. 01. 1998 - AVUSTRALYA
 
 
Peygamber(sav) Efendimize uykusunda Allahu Teâlâ Hz.lerinin öğrettiği dua.

Yâ Muhammedi Namaz kıldığın zaman:
'Ey Allah'ım! Bana hayırlı işler işletmeni,
Kötülükleri bıraktırmanı,
Yoksulları sevdirmeni,
Beni yarlıgamanı,
Bana acımanı,
Benim tevbemi kabul etmeni,
Kullarını ibtilâya uğratmak istediğin zaman da, beni fitne ve ibtilaya uğramamış olarak huzuruna almanı,
Selamı yaymak,
Yemek yedirmek,
Herkes uyurken geceleyin kalkıp namaz kılmak derecelerini bana nasip etmeni Senden dilerim!' de!'

Kaynak: İslam Tarihi Asım Köksal(rha)
2009/8/13

En Şifalı İlaç

                                    

 

İslâm, insanı “Eşref-i mahlûkât: En şerefli yaratık” olarak takdim eder. O, mükerrem: saygın, soylu, yüceltilmiş, kendisine büyük lütuflar bahşedilmiş; emrine, yerler, gökler, hayvanlar, bitkiler, cisimler, eşya, tabiat güçleri tahsis olunmuş değerli ve yüce bir varlıktır. Onun bedeni de canı da çok muhteremdir; eti yenilmez, derisi giyilmez, ölüsü bile horlanmaz, gelişi güzel bir kenara bırakılıp terk edilmez; hayatta iken de öldükten sonra da îtibar görür, korunur, kollanır, saklanır; hatırasına hürmet edilir, ayıpları örtülür, kusurlarına göz yumulur, hakkında hayır konuşulur; kabri ziyaret olunur, rûhuna dualar okunur, adına hayrât u hasenât, köprüler, çeşmeler, camiler... yapılır.

Can ve hayat, kişiye Allah'ın bir bahşı ve bir çeşit emanetidir; beden ve azalar, kuvveler ve hisler, meleke ve istidatlar, yetenek ve beceriler de öyle... Hiçbir kimse, "Bu kendi bedenimdir ne istersem yaparım, istersem asar, istersem keserim!" diyemez; canına kastedemez, hayatına son veremez, sıhhatini tehlikeye düşürecek işler yapamaz, kendi kendine işkence edemez, azasını kesip biçip yaralayamaz. Emaneti hoşça koruyup kollamalıdır.

İslâm'da zulüm haramdır, zulmün her çeşidi yasaktır; büyüğü, küçüğü, kendisine veya başkasına karşı olması fark etmez; katl, adam öldürme en büyük günahlardandır, bir mü’mini kasden öldüren ebediyen cehennemlik olacaktır.

Onun için Fuzûlî;

Kıl canına rahm, cana kıyma!

"Kendi kendine acı, merhamet et de cana kıyma, çünkü cezası çok büyüktür, sen kendin büyük zarar görürsün..." diyor.

Kur’ân-ı Kerîm'de bildiriliyor ki bir cana kıyan, bütün insanları öldürmüş gibidir, bir hayat kurtaran da tüm insanları ihya etmiş, hayata kavuşturmuş gibidir.

İyilik yapmak sevap; gönül yapmak Kâbe’yi îmar etmek gibi sevap; insanların hizmetine, yardımına koşmak sevap; onları sevdirmek sevap; işlerini, ihtiyaçlarını görmek sevap; evlenmek sevap; çocuk yapmak ve yetiştirmek sevap; yetimleri koruyup kollamak yetiştirip, büyütmek sevap; ailesini, yurdunu, dînini, milletini, ümmetini korumak sevap; bu uğurda mal vermek sevap, can vermek sevap...

Bu güzel inanç ve görüşler hep İslâm'da olduğuna göre; tüm insanlara ne yapıp yapıp İslâm'ı candan anlatmamız, öğretmemiz ve benimsetmemiz gerekiyor. Bu en acil, en zorunlu, en önemli, en başta gelen işimiz olmalı; çünkü aksi vahşet, dehşet, fecaat ve felaket oluyor. İnsanları iyi ve ihlaslı, tam ve kâmil müslüman olarak yetiştiremediğimiz taktirde, asî, mücrim, haydut, haramî, zalim, katil, sapık, çarpık, anormal, asosyal, anarşist oluyor; hem başkalarına zarar veriyor, hem kendisine; hem askere, polise, imama, cemaate, öğretmene, doktora, hatta halk hizmeti yapanlara, yangın söndüren itfaiyeciye saldırıyor; öldürüyor, yakıyor, yıkıyor, çalıyor, çarpıyor, yakalansa, hapse atılsa da suçta inat ediyor, ölüm orucu tutuyor, canına kıyıyor, ölüyor, hem de yoldaşını, arkadaşını, ailesini, kendisini derde, eleme, mateme gark ediyor, dünya ve âhiretini mahv u perişân eyliyor.

                                    

Bütün dertler, musibetler, belalar, zararlar, ziyanlar, fitne ve fesatlar, isyanlar, anarşiler, dînden uzaklaşmaktan doğuyor; âdeta ilahî ve amansız bir ceza olarak başımıza yağıyor. Çare tevbe etmekte, İslâm'a dönmekte! Başka yollar çıkmaz, başka nizamlar faydasız...

En güzel, en mükemmel, en tesirli, en şifalı ilaç İslâm! Ne mutlu müslüman olanlara!

 

Mahmud Esad Coşan Başmakaleler 3 S.182-183

2009/7/18

Recebin 27inci gecesi mirac kandili (pazar günü)

Miraçla gelen hediyeler

Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: ?Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.? Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.

İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.

Mü'minler merak ediyorlar. ?Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık? derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.

Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.
Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir.

Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. ?Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz? buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.

Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, ?Sen paşa oldun? dense ne kadar sevinir.
Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar. Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31. Söz.)

Miraç Gecesi Namazı
Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatihadan sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :

?Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim? duası okunur.

Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.

Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz
Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz kılınır.
Bu namazın;birinci rekatında Fatiha? dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi, dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur.

Dünyâ'nın en hayırlı varlığı, sâlihâ kadındır.'‏

 
 
Hz. Ebu Bekir r.a. Resulullah s.a.v. dedi ki:
 

Ya Resulullah, ben üç şeyi çok seviyorum.
Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurdular:
‘’ O sevdiğin üç şey nedir? ‘’
• Senin Mübarek yüzünü temaşa etmeyi,

• Senin huzurunda diz çöküp,sohbetini dinlemeyi,
• Malımı Allah ve Rasülü yolunda sarf etmeyi.
Hz. Ömer r.a., Hz. Ebû Bekir’in r.a. dediği gibi,
Ey Allah’ın Resulü bende üç şeyi çok seviyorum:
‘’Onlar nedir? Ya Ömer buyurdular? ’’
• Hak Teâla’yı seviyorum,
• Cenab-ı Hakkın Kelamını,
• El-Emri bilmağruf venneh yi anil münker.
Sonra Hz. Osman r.a. da, üç şeyi çok seviyorum,
Ya Resulullah dediler.
• Yemek yedirmeyi,
• Selam vermeyi,
• Geceleri Allah’ı anmayı, gündüzleri oruç tutmayı.
Hz. Ali r.a. da, buyurdular ki:
Ey Allah’ın Resulü, bende üç şeyi çok seviyorum:
• Misafir ağırlamayı,
• Ramazan orucunu yaz ayında tutmayı,
• Müşrikleri, kılıcımla kesmeyi.
Sonra Ebû Zer r.a. şöyle dedi:
Ey Allah’ın Resulü, ben üç şeyi çok seviyorum:
• Açlığı: Çünkü, Rabbimi bu hal üzere çok zikrediyorum.
• Hastalığı: Çünkü, günahlarımın affı için.
• Ölümü: Bu bir özlemdir ki, Rabbime kavuşayım.
Bir hadîs-i şerîflerinde:
Resüllullah s.a.v. Efendimiz de;
* “Bana sizin dünyanızdan üç şey sevdirildi; kadın, güzel koku ve gözümün
nuru namaz.” dedi. Nesai, Ahmed b. Hanbel.
Hadis de, kadına sevgi, saygı ve şefkat gösterilmesi gerektiğine dikkati
çekmişlerdir.
Bir diğer hadîs-i şerîfi de, İslâm’ın kadına verdiği büyük kıymetin bir
başka ifâdesidir:
* ‘Dünyâ’nın hepsi metâ, eşyâdır. Ve Dünyâ’nın en hayırlı varlığı ise,
sâlihâ kadındır.’
Yine bir mübarek sözlerinde, sâliha kadınların huzur ve sükûn kaynağı
olduklarına işâretle:
Resûl-i Ekrem s.a.v.:
* ‘Cenâb-ı Hakk her kime iyi bir eş nasîb etmişse, onun ayakta durmasına ve
dîninin yarısına yardım etmiştir. Dîninin diğer yarısını da kendi çalışarak
muhâfaza etsin ve Allâh’dan korksun.’ buyurmuşlardır.
Dört başı mamur kadına sevgide, kusur edenler utansın.

 
第 1 张,共 27 张

                                                      

HOŞGELDİNİZ. AMACIMIZ İNSANLARI BİLGİLENDİRMEK GÜZEL VE YARARLI BİLGİ PAYLAŞIMIDIR,EĞER SPACEINIZDE AHLAK DIŞI SÖZ RESIM,VEYA HİÇ BIR İÇERIK YOKSA KABUL EDİLEMEZ ,AYRICA CHAT KUTUSU VEYA SESLI MESAJLAR SİLINECEKTIR.BİLGİNİZE....

Onca uyarmama rağmen kardeşlerimin bazıları sesli mesaj ekliyor ve ben silmek zorunda kalıyorum ,bütün güzel yazılar okunuyor bunuda belirtmen isterim .Saygılar selamlar..nURGül

 

Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi.
Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler..MEVLANA...

 

请稍候...
很抱歉,您输入的评论太长。请缩短您的评论。
您没有输入任何内容,请重试。
很抱歉,我们当前无法添加您的评论。请稍后重试。
若要添加评论,需要您的家长授予您相应权限。请求权限
您的家长禁用了评论功能。
很抱歉,我们当前无法删除您的评论。请稍后重试。
您已超过了一天之内允许提供的评论数上限。请在 24 小时后重试。
因为我们的系统表明您可能在向其他用户提供垃圾评论,您的帐户已禁用了评论功能。如果您认为我们错误地禁用了您的帐户,请联系 Windows Live 支持部门
完成下面的安全检查,您提供评论的过程才能完成。
您在安全检查中键入的字符必须与图片或音频中的字符一致。
1 天以前
aynur发表:
2 天以前



 
 
 



 

ALLAH CC RAHMETİ MAGFİRETİ  SİZİN VE AİLENİZIN

ÜZERİNE OLSUN GÜNÜZÜN AYDIN GÖNLÜNÜZ HOŞ

TÜM İSLAM ELAMİNİN VE SİZLERİN

KURBAN BAYRAMINIZ VECUMANIZ MUBAREK OLSUN..

                  الرحيم
وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَى رَبِّي سَيَهْدِينِ ربِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَى قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا إِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْبَلَاء الْمُبِينُ وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ

  İbrahim (A.s.) oğlu Hz. İsmaili kurban etmek gibi büyük bir imtihana tabi tutulmuştur. Muhyiddini-arabi Hz.leri fütühatinda ve daha bir cok ekabir küsüfati sahihalarinda bu imtihani şöyle izah etmişlerdir. İbrahim (A.s) ta alemi ezelde kendisine bir evlad verildigi takdirde onu rızai ilahi için kurban edeceğini nezr etmiş bu nezrini alemi dünyada tekrarladıkdan sonra aradan gecen zaman icinde unutmuş. Hz. Mevlada kendisini ruya vasıtası ile ikaz buyurunca oğlu Hz. İsmail’e hitaben
قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَى
Yavrum dedi ‘Ben rüyamda görüyorumki seni kesiyorum.bak artık sen ne dersin’.
Oğlu Hz. İsmail
قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ
Ey babacıgım dedi ‘ne emir olunursan yap inşaAllah beni sabr edenlerden bulacaksin. muhakkakki açik bir bela ve parlak bir imtihandir’. ‘Ey yirminci asrın insanları vahşet devri diye vasiflandırılan o asırlarda bakınız itaatullahda olan müminler ne kadar medeni imişler şimdi böyle bir baba ve böyle bir oğlu nerede bulabilirsiniz’.
2. Hadisi şerifde Peygamber efendimiz(s.a.v) ‘Belaların en şiddetlisi evvela peygamberlere sonra derecelerine göre evliyaullaha gelir buyurmuşlardır’

                                                                  

3 天以前
garipgarip发表:

 

 

Merhaba arkadasim..
H

  Geceniz hayirli olsun

Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic

 

Bayramlar berekettir, umuttur, özlemdir. Yarınlar niyettir. Kestiğiniz kurban ve dualarınız kabul olsun, sevdikleriniz hep

sizinle olsun,Gecenin güzel yüzü yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler başucunda olsun, güneş öyle bir geceye

doğsun ki duaların kabul,Kurban Bayramınız mübarek olsun.

  Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic

 

 
 
4 天以前

 

 

 

 

RAHMAN CE RAHİM OLAN ALLAH CC ADIYLA


                                    DOST-VELİ

 

 

 

(Ey müminler!) Ehl-i Kitaptan kâfirler ve putperestler de Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir. (2/105)

(Yine) bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığı yalnızca Allah'ındır? Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. (2/107)

Ehl-i kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. (2/109)

Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. (2/120)

Yemin olsun ki (habibim ! ) sen ehl-i kitaba her türlü âyeti (mucizeyi) getirsen yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun. (2/145)

İnsanlardan öyleleri vardır ki, dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider. Hatta böylesi kalbinde olana (samimi olduğuna) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, hasımların en yamanıdır. (2/204)

(Ey müminler! ) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır. (2/214)

 

                                                         İYİBİR HAFTA SUNU TEMENNİSİYLE ALLAH CC AMENET OLUN

 

                        
 

11 月 20 日
garipgarip发表:
Aksaminiz hayirli CUMA,niz mubarek
olsun arkadasim saygilarimla... 
     Image and video hosting by TinyPic
 

                         GO TO LUSTYPROFILES.COM 

Sordum Hayat Nedir? Dediler ki;

Hayat mutlu yaşamaktır
Ölüme hazır olmaktır
Hayat değer vermektir
Dost kıymetin bilmektir
Hayat su gibi akmaktır
Ve denize kavuşmaktır
Hayat bir limandır
Kısa bir zamandır
Hayat yaşamayı bilmektir
Şehadet ederek ölmektir
Hayat bir içim sudur
Yaşama tutkusudur
Hayat ertelemedir
Bilinmez neye gebedir
Hayat bir tutkudur
Allah’ın lutfudur
Hayat aşık olmaktır
Bir yere tutunmaktır
Hayat hep merak etmektir
Merakını gidermektir
Hayat hazırlanmaktır
Birazcık zorlanmaktır
Hayat nefes alıp vermektir
Ölürken günahsız ölmektir
Hayat bilmediğini bilmektir
Ve öğrenmeye devam etmektir
Hayat elinle kalem tutmaktır
Hakkıyla talebe okutmaktır
Hayat bir misyon yüklenmektir
Sabırsızlıkla beklenmektir
Hayat ölümü bilmektir
Ölüme gülümsemektir
Hayat dimdik durmaktır
Haktan yana olmaktır
Hayat bir süre yaya yürümektir
Yaşlanıp ayağını sürümektir
Hayat herkese selam vermektir
Tüm insanlara gülümsemektir
Hayat günahlara dalmaktır
Sonra dönüp pişman olmaktır
Hayat yaşarken uyumaktır
Ancak ölümle uyanmaktır
Hayat bir gaflete dalmaktır
Kendinden intikam almaktır
Hayat candır canandır
Allah’a kul olmandır
Hayat yaşamaktır
Hep canlı olmaktır
Hayat kısa bir çizgidir
Ya da yanık bir ezgidir
Hayat insanları sevmektir
Güzel yaşamak ve ölmektir
Hayatın manevi bir yönü vardır
Hayat ölümle son bulmayacaktır
Hayat yokuşa tırmanmaktır
Her şeyi hak edip almaktır
Hayat bir alış veriştir
Belki karlı bir iştir
Hayat belki her şeydir
Belki de hiçbir şeydir
Hayat zorlu bir imtihandır
Ölüm zilin çaldığı andır
Hayat sorumluluktur
Sosuz bir mutluluktur
Hayat yemek içmektir
Nefsani bir istektir
Hayat yaşamaktır
Yaşamak sanattır
Hayat bence paradır
Parasız hayat çok zordur
Hayat sağlıktır, sevgi, saygıdır
Yarına duyulan derin kaygıdır
Hayat hoşgörüdür ve özgürlüktür
Hayattan ders almamak bir körlüktür
Hayat kimine göre kafayı çekmektir
Sarhoş olup demlenip kendinden geçmektir
Tiryakiye sorarsan derin bir nefes almaktır
Çıkan acı dumanda keyifle boğulmaktır
Hayat yerle gök arasında sıkışıp kalmaktır
Geçmişten ders alıp, geleceğe uzanmaktır
Hayat her gün dikleşen merdiveni çıkmaktır
Her gün doğan yeni güne umutla bakmaktır
Hayat bize verilen sınırlı bir zamandır
Aslında bizim için cetin bir imtihandır
Hayat mezardan sonrasını görmektir
O günler için bonus biriktirmektir

Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic

11 月 19 日

 

ALLAH CC RAHMETİ MAGFİRETİ  SİZİN VE AİLENİZIN

ÜZERİNE OLSUN GÜNÜZÜN AYDIN GÖNLÜNÜZ HOŞ

CUMANIZ MUBAREK OLSUN..


                  

Zilhicce


Kur'ân-i Kerim'de Fecr sûresinde "Ve on geceye yemin olsun." ifadesinde kastedilen on gece bazi kaynaklara göre Ramazan ayinin son on günü veya Muharrem'in ilk on günü olarak belirtilse de genel görüs, bu mübarek on günün Zilhicce ayinin ilk on günü oldugudur.
  Kamerî aylarin onikincisi olan Zilhicce ayi, Islâm'in bes esasindan olan hac ibadetinin yerine getirildigi aydir. Bu mübarek ayin 1'inden 10'una kadar olan zaman dilimi "leyali-i asere", yani on mübarek gecedir. 10'uncu gün ise Kurban Bayraminin ilk günüdür. Peygamber Efendimiz (sav) bugünlerin önemini söyle ifade ediyor:
  "Salih amellerin Allah'a en ziyade sevgili oldugu günler bu on gündür! Ondaki her bir günün orucu bir yillik oruca (sevapça) esittir. Ondaki bir gece kiyami (ibadetle ihya edilmesi) Kadir gecesinin kiyamina (ihyasina) esittir.
  Peygamber Efendimizin zevcesi Hafsa (r.a) diyor ki:
  "Resulullah (sav) dört seyi terk etmezdi: Asure günü orucu, Zilhicce'nin on günü orucu, her ay üç gün orucu ve sabahin iki rekât sünneti."

                                                                      

11 月 19 日
garipgarip发表:
 
GECENIZ HAYIRLI YARINLARINIZ HUZURLU MUTLU  BASARILI OLSUN ARKADASIM SAYGILARIMLA...
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic                                             Image and video hosting by TinyPic  

Image and video hosting by TinyPic  YAŞAMAK İSTİYORUMImage and video hosting by TinyPic    


İnancımı yaşamak istiyorum,
Fırtınalı ve depremli dünyada,
Allah’ın büyüklüğünü haykırmak istiyorum,
Galaksiler ve beyin boşluğum arasında.

İhlâs ve samimiyet sömürüsü,
Karadağ gibi, çöktü duygularımın ortasına,
Ufacık radyo bile, tatmin etmedi beni.
Zerre kadar nefesçikler,
Beynimi oksijenlemedi, eksoz deryasında,
Karbonların içinde oksijen misali,
Can damarı olmak istiyorum,
Beni kuşatan sevgi dolu enerjime.

Kalbim buruk, fakat ufkum açık,
Bazen uykuya o kadar dalıyorum ki,
Rüyalarım korkutuyor beni.
Sahi rüyalar ne demek; firen mi, yaşam mı?
Yoksa ebedi hayat tarlasının bir uyarısı mı?

Korkuyorum, rüyalar âleminde yaşamaktan,
Gerçekler bizi çepeçevre kuşatmışken,
Ağlıyorum hıçkıra hıçkıra,
Lakin yaş bulamıyorum, göz çukurlarımda,
Çöldeki serap misali, yaş arıyorum gözlerimde,
Kalbim, beynimle temasını yitirmek üzere,
Dünyanın kahpe yüzü,
Beni çekmeye çalışıyor kendine…

Aman Allah’ım hakikat meyveli ağaçlar!
Hep serap olmuş, hayat felsefesinde,
En ileri aydınlar; olmuş din, iman tanımaz,
Allah’ı Peygamber’i bir an olsun anmaz,
O, hep yakar, kendini ve çevresindekileri,
Başkası için hiç tutuşup yanmaz…

Rabbimin oku emrine karşılık,
Sokulur, küfür çukuruna;
Onun hakikati, hâlâ para ve dünya.
O, ruh âleminin yaban keçisidir,
Ağlamaz, ağlayamaz; güler hep güler,
Neden güldüğünü bilmeyerek…

Evet, inancımı yaşamak istiyorum,
Ağlayarak ve haykırarak,
Zincirleri kırmak istiyorum,
İçimdeki vesveseleri yakarak.
Kalbimi beynime emanet ediyorum,
Kur’an hakikatini düşünerek…(Alinti)
11 月 19 日


”Ey avare yolcu! Yürü; durma, yürü. Bu geçici âlemin zevkleri seni Allah’a kavuşmaktan alıkoymasın. Bu eşsiz manzaraların, bu güzelliklerin hepsi rüya ve hayalden ibarettir.
Ey zavallı ziyaretçi! Yürü; durma, yürü.
Yürü ki, Allah’a kavuşmanın gönüle ferahlık veren tazeliğinde yüceliklere eresin. Yürü; kendi aslına kavuş”

Aşk ile aklın,
iyi ile kötünün,
bilgelik ile cehaletin amansız kavgası…
ve bu kavganın tam orta yerinde bir Âdemoğlu…

A'mâk-ı Hayal
Filibeli Ahmed Hilmi

Her Trajedi , diğer elinde bir hediyeyle gelir…
Ama genellikle acı çekmekle öylesine meşgul oluruz ki ;
Hediyenin farkına bile varmayız!
O da geldiği gibi yitip gider…!

Mevlana der ki :
‘’ Üzülme ! Kaybettiğin her şey başka bir şekle dönüşüp sana geri döner…!‘’

Yüreğinizdeki ümit çiçeği asla solmasın….



Zilhicce, umumi af ve bağışlanma ayıdır

Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır. İşte bu mübarek ayın yukarıda da ifade ettiğimiz birinden onuna kadar olan zaman dilimi “leyâli-i aşere”, yani on mübarek gecedir. Onuncu gün Kurban Bayramı’nın ilk günüdür.

İşte bu günlerin kıymetini anlatan Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) muhteşem müjdesi:

“Allah'a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce'nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir.” (Tirmizi: Savm, 52; İbn Mace: Sıyam, 39)

Demek ki, bugünlerde tutulan bir oruç, 360 gün oruca bedel olabilir. Rabbimizin rahmet ve bereketi o kadar coşmaktadır ki, bir günlük oruca bir yıllık oruç sevabı vermektedir. Böyle güzel ve tatlı bir müjdeye ilgisiz kalmak mümkün mü? Bu gecelerin Kadir Gecesine benzetilmesi ise, ayrı bir güzelliktir. Çünkü, Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır ve 83 yıllık ibadete bedeldir.

ALLAH şimdiden tutulacak oruçlarımızı kabul etsin... ALLAH a emanet kalın..





11 月 18 日
garipgarip发表:
Gününüz hayirli huzur mutlu saglikli olsun arkadasim.....
Martı

 
 
Martılar

İçim sıkıntılı yine deniz sahile vuruyor
Yanıma gelip konuştu benimle martılar
Göz yaşlarımı sorup dertlerimi dinlediler
Dinledikçe dayanamayıp ağladı martılar

Aşkta karanlık her yer hiçbir şey görülmüyor
Ne ay ışık vuruyor nede güneş doğuyor
Karanlık kader kahpe felek hiç bana gülmüyor
Bir çıkış yolu yok çıkamazsın dedi martılar

Uzun karanlık ve yorucu oluyor geceler
Tükenmiyor bitmiyor içimdeki çileler
Ne bir umut ne bir ışık hep aynı dertler
Karanlıkta yürümeye alışmalısın dedi martılar

Göz yaşlarım yarime dinlemiyor ki beni
Sevemem başkasını kimse tutmuyor onun yerini
Kader değil çileler yendi o güzel günleri
Gözlerini kapatıp eğdi başını martılar

Her şey bu kadar mı böyle mi kapandı aşk kapısı
Nedense hiçbir şey yıkıp geçmiyor sancıları
Kimse yok etmiyor güneşi örten bulutları
Umutsuz bir aşk deyip karanlıkları aşıp gitti martılar

özgürlük

11 月 17 日

Baki Nurgül

职业
地点
Ağlarım, ağlatamam; hissederim söyleyemem
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzarım!
Oku, şayet sana bir hisli yürek lazımsa;
Oku, zira onu yazdım, iki söz yazdımsa..

自定义 HTML

click to comment

自定义 HTML

seçkin ilahiler ..
 

EN SECKIN-ILAHILER-2

自定义 HTML

click to comment

自定义 HTML

click to comment

自定义 HTML

click to comment
Aradıgnız her türden sorular bu blogda ..
Hem okuduğum hemde nette olan e- kitaplardan secmeler ..
作者 
作者 
作者 
作者 
作者 
yüklenen programlar şahsen yükleyip denediğim programlardır, virus olursa sorumluluk kabul etmem ..
Sayın Hocamızın yazılarından ve yaptığı güzel sohbetlerınden alıntılar bulabılırsınız.

自定义 HTML

 

ilahiler

自定义 HTML

click to comment